Mahkemece Verilmiş Bir Karar Olmaksızın Yurtdışına Çıkma Hürriyeti Kısıtlanamaz

Ankara Bölge İdare Mahkemesi, 10. İdari Dava Dairesi vermiş olduğu kararda; idarece davacının yurt dışına çıkışını engelleyecek somut, kabul edilebilir bir hukuki bilgi ve belge sunulamaması ve davacının pasaportuna konulan tahdit şerhinin 2016 yılından itibaren bulunması karşısında bu durumun davacının anayasal hakkı olan seyahat hürriyetinin engellenmesi sonucunu doğurabileceği ve mahkemece verilmiş bir karar olmaksızın davacının yurt dışına çıkma hürriyetinin kısıtlanmasına olanak bulunmaması gözetildiğinde davanın reddi yönünde karar veren idare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmadığına hükmetti.

Davanın Özeti

675 sayılı KHK uyarınca davacının adının KHK’ya ekli listede yer alması nedeniyle herhangi bir işleme gerek kalmaksızın kamu görevinden çıkarıldığı, 01.11.2016 tarihli davacının görevli olduğu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yazısı ile Ankara il Emniyet Müdürlüğüne bildirildiği, aynı KHK’nin 1 nci maddesinin 2 fıkrasına göre davacının pasaportunun iptal edildiği ve davacı hakkında 675 sayılı KHK’nin 1 nci maddesi uyarınca pasaportuna iptal şerhi konulduğu anlaşılmaktadır.

Karar

Davacı hakkında pasaportuna tahdit şerhi konulmasına dair dayanağın ekli listede adının bulunması nedeniyle 675 sayılı KHK’nin 1.maddesi olduğu, zira davacı hakkında FETÖ ile ilgili herhangi bir soruşturmanın ve kovuşturmanın bulunmadığı, hakkında FETÖ nedeniyle tesis edilmiş bir işlem de olmadığı anlaşıldığından, 6749 sayılı yasanın (667 sayılı KHK’nın) 5.maddesinin söz konusu bu uyuşmazlıkla ilgisinin bulunmadığı, bu hususunda idarenin 01.11.2016 tarihli yazısı ile doğrulandığı, bu nedenle uyuşmazlığın 675 sayılı KHK’nin 1.maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.

Seyahat hürriyetinin kısıtlanmasında temel hüküm, ‘Temel Hak Ve Hürriyetlerin Sınırlanması” başlıklı Anayasanın 13 ncü maddesi olup, ancak Anayasa’nın 15 nci maddesine göre Olağanüstü hal de özel kısıtlamalar getirilebileceği, bu kısıtlama ile olağanüstü hal sürecince seyahat hürriyetinin kısmen veya tamamen durdurulmasının mümkün olduğu, ancak bu kısıtlama için yasal temele ihtiyaç bulunduğu açıktır.İnsan hak ve hürriyetine dair belgelerdi seyahat hürriyeti, üst derecede güvenceye alınmış bir insan hürriyeti olarak tanımlanmıştır.

İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesine Ek 4 numaralı Protokol’ün 2 nci maddesinin 2.bendine göre; “Herkes, herhangi bir ülkesi, kendisininki dahil olmak üzere, terk etmekte serbesttir.” hükmüne yer verildiği ve bu protokolün 1992 yılında Türkiye Cumhuriyetinin imzaladığı ve 26.02.1994 tarihli, 21861 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan protokolün iç hukukta da bağlayıcılığı olduğu da sabittir.

Dairemizin 18.09.2019 tarihli ara kararı ile davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile ilgili herhangi bir soruşturma veya kovuşturmanın bulunup bulunmadığı sorulmuş olan gelen cevabi yazı ile davacı hakkında açılmış bir soruşturma veya yapılmış bir kovuşturmanın bulunmadığı görülmüştür.

Bu durumda; davalı idarece davacının yurt dışına çıkışını engelleyecek somut, kabul edilebilir bir hukuki bilgi ve belge sunulamaması ve davacının pasaportuna konulan tahdit şerhinin 2016 yılından itibaren bulunması karşısında bu durumun davacının anayasal hakkı olan seyahat hürriyetinin engellenmesi sonucunu doğurabileceği ve mahkemece verilmiş bir karar olmaksızın davacının yurt dışına çıkma hürriyetinin kısıtlanmasına olanak bulunmaması gözetildiğinde davanın reddi yönünde karar veren idare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Kararın Kaynağı: www.memurlar.net

Sosyal medyada bizi takip edin. 

Facebook sayfamız için TIKLAYIN

Twitter sayfamız için TIKLAYIN

İnstagram sayfamız için TIKLAYIN

Kaynak: www.hukuknediyor.com
(Bu yazı kaynak gösterilip ve aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

2,386 total views, 6 views today

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir